SANIKLAR ARASINDAKİ İŞTİRAK İRADESİNİN İSPATI

Bilindiği üzere iştirak TCK m. 37 ve devamında düzenlenmiş olup, birlikte faillik, azmettirme yahut yardım etme şeklinde görünmektedir. Ancak her üç halde de iştirak eden şahsın kasten (bilerek ve isteyerek) aktif ya da pasif bir eylemde bulunması gerekmektedir. Modern ceza hukukunun benimsenmesinin bir gereği olarak da suç isnadı altında bulunan kişinin cezalandırılabilmesi için kusurluluğunun, şüpheden ari bir şekilde kanıtlanması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile kişinin suç işlediği hususunda hiçbir tereddüte mahal verilmemeli, %100 kesinlik arz eden hallerde mahkûmiyete hükmedilmelidir.

Konuya dair Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 09.01.2017 tarih, 2016/2495 Esas ve 2017/112 Karar sayılı ilamında yer alan bozma gerekçesine yer vermekte fayda görüyoruz: “…SANIĞIN … TARİHLİ EYLEMİNDE DİĞER SANIKLAR… VE … İLE İŞTİRAK İRADESİ İLE HAREKET ETTİĞİNE DAİR KUŞKU SINIRLARINI AŞAN YETERLİ DELİL BULUNMADIĞI dolayısıyla uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi durumunun söz konusu olmadığı anlaşıldığından…” şeklindeki gerekçeyle yerel mahkeme kararını bozan Yargıtay, bir ceza yargılamasında sanığın iştirak iradesi ile hareket ettiği iddiasının da somut delillerle, şüpheden ari olarak ispatının zorunlu olduğunu bir kez daha vurgulamıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, dolandırıcılık ve belgede sahtecilik suçlarından dolayı yapılan bir yerel mahkeme dosyası nedeniyle CMK m. 308 uyarınca sunduğu 03.04.2014 tarih, KD-2012/275867 sayı ve “İtiraz” konulu mütalaasında yer alan itiraz gerekçelerinden biri de “…sanık H.Y.’un atfı cürmü dışında sanık Z.B.A’ın suça iştirak ettiğine dair delil bulunmadığı…” olup, işbu Yargıtay CBS itirazları, Yargıtay CGK tarafından kabul görmüştür. Buradan hareketle de denilebilir ki sanıklar arasındaki iştirak iradesinin varlığı delilleri ile birlikte ortaya konulabilmelidir.

                                                                              Av. Asiye DEMİREL