HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI VE KARARA İTİRAZ

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. Maddesi uyarınca; yargılama neticesinde sanık hakkında hükmolunan cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası veya adli para cezası olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmektedir. Kısaca HAGB olarak nitelendirilen işbu karar CMK m. 267 ve devamı uyarınca itirazı kabil bir karar olmakla birlikte uygulamada itiraz incelemeleri maalesef şekli incelemeyle sınırlı kalmaktadır.

Her ne kadar CMK m.231’in objektif koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği denetimi yapılmakta ise de kanaatimizce işin esasına girilerek de bir inceleme yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Zira olağan bir yasa yolu olan itiraz, kararların hem maddi hem de hukuki açıdan incelenmesini gerektirmektedir. Keza CMK m. 271/2 uyarınca itirazı inceleyen merciin meselenin esası hakkında yeni bir karar verebileceği neticesini doğuran “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir”  düzenlemesi de dikkatlerden kaçmamalıdır. HAGB kararlarının gerek şekli açıdan gerekse maddi olay ve hukuki açıdan da incelemeye alınarak, işin esasına girilmesi ve bu suretle bir inceleme ve değerlendirilme yapılmasının hukuk mantalitesi ile örtüşeceği kanaatindeyiz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.01.2013 tarih 2012/534 Esas ve 2013/15 Karar sayılı kararında itiraz merciinin yapacağı incelemenin kapsamına değinerek itiraz incelemesinin sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapılması gerektiğini vurgulamıştır. İlgili karar incelendiğinde, Cumhuriyet Savcısı tarafından sanığın aleyhine itiraz başvurusunda, gerekli görüldüğünde cevap vermesi için itirazın sanık veya müdafiine tebliğ edilmesi gerektiği, Cumhuriyet Savcısı ile sanık müdafiinin dinlenilmesi, yine ihtiyaç duyulan konular var ise gerekli araştırma ve incelemenin yapması ya da bunların yapılmasının sağlanması ve bunun sonucunda karar verilmesi gerektiğini son derece detaylı bir şekilde izah edildiği görülmektedir. Bu karar, kişinin özgürlüğü ile yargılandığı bir ceza yargılamasında sanığın lehine olabilecek her türlü hukuki korumanın etkin bir şekilde uygulanması gerekliliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

                                                                              Av. Asiye DEMİREL